Gülüşüm, Bakışım, Umudum Size

Diaspora Yazıları

2023-04-01

Gülüşüm, Bakışım, Umudum Size




Önsöz

Papba Sezai Babakuş, 78 kuşağının değerli Çerkes aydınlarından biriydi. Ondan söz ederken, geçmiş zaman fiili kullanmak biz önsöz yazarları için çok zor. Bu yüzden aşağıdakileri yazarken o hem çok uzağımızda, hem çok yakınımıza olacak.

Sezai, 27 Mayıs ile köyünde, henüz bir yaşına girmeden karşılaşır, 12 Mart muhtırası verildiğinde ise Hendek’tedir. Daha iyi bir gelecek ve eğitim için ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınırlar. Gazetecilik eğitimi almaya başlar, üniversitede öğrenciyken Türkiye İşçi Partisi’ne katılır. Henüz 21 yaşındayken TİP’in basın-yayın-propaganda bürosunda siyasi profesyonel olarak çalışmaya başlar ve partinin kültür-sanat kuruluşu olan İşçi Kültür Derneği’nin İstanbul başkanı olur. İki arkadaşı ile birlikte İstan­bul Kültür Sanat Ajansı’nı (İKSA) kurar, Cumhuriyet ve Dünya gazetelerinde gazeteciliğe başlar.

1970’ler toplumsal muhalefetin yükseldiği, gençliğin eşitlik, özgürlük ve kardeşlik için büyük bir umut ve coşku ile mücadele ettiği yıllardır, Sezai de bu mücadele aktif bir şekilde yer alır. Sonunda kuşağının politik gençlerinin çoğunun başına gelen ona da gelir, 12 Eylül askeri darbesinden sonra tutuklanır, yaklaşık 5 ay Hasdal, Harbiye, Gayrettepe ve Selimiye’de “misafir” edilir. 4 yıl süren davası beraat ile sonuçlanır, Hürriyet’te çalışmaya başlar, kısa sürede yöneticiliğe yükselir. Sevdiği işi yapmaktadır, araştırır, analizleri güçlüdür. 1983’de Çağdaş Gazeteciler Derneği, 1988’de TÜSİAD tarafından verilen “yılın gazetecisi” ödüllerini alır. Hürriyet gazetesinde çalışırken Türk-Sovyet Ekonomi Konseyi toplantısını izlemek üzere Moskova’ya gider ve bu hayatının dönüm noktalarından birisi olur. İş gezisini, her Kafkasya kökenli faninin yüreğinin bir yerinde sakladığı hasretle Abhazya’yı görme fırsatına çevirir. Kendisini derinden etkileyen bu ziyarette, hiç bir zaman unutamayacağı bir 27 Ekim günü, o zamanlar Abhazya Tarih ve Bilim Enstitüsü Başkanı olan Ardzınba ile tanışır. Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde Abhazya’nın yaşayacağı tehditleri gören Ardzınba; “Abhazya için yeni bir gelecek başlıyor, buraya gelmeli ve bize katılmalısın” diyerek kendisini Abhazya’ya davet eder, Abhazya’nın ona ihtiyacı olacaktır. Sezai’nin anavatanın bu çağrısına uymaması düşünülemez, kendini dinlemeye çekilir, sonunda gazeteciliği bırakır 14 Nisan 1991’de Abhazya’ya “döner”.

Muhaceret Parkı’nın karşısında Ritsa Oteli’ne yerleşir, artık parlamento başkanı sıfatı taşıyan Ardzınba’nın danışmanıdır. Ab- hazya’nın diaspora ile ilişkileri ve diğer ülkelerde tanıtımını üstlenir, bütün gazetecilik birikimiyle işe koyulur, ancak yaptıkları danışmanlıktan ibaret değildir. Gürcistan yönetiminin Abhazya’ya yönelik tehditleri artmış, ülkedeki Abhazlar’a özgü o mizah, yaşam enerjisi ve coşku yerini karamsarlığa bırakmıştır, kimsenin aklına “eğlenmek” gelmemektedir. Sezai, kaldığı otelin hemen altındaki Ermeni Agop’un Cafe’sinde daha sonra “Sezai’nin karnavalı” olarak adlandırılacak ve ünü bütün yakın coğrafyada bilinecek Ermeni, Rum, Gürcü, Abhazya’nın kadim kültürlerinin müziklerinin, danslarının icra edildiği, danslı, sokak tiyatrolu, şiir dinletili açık hava buluşmalarını başlatır, bu buluşmaların havası güzelim Suhum’u sarar. Bilenler bilir savaş, barış fark etmez her an ortaya çıkabilecek bir gizil Abhaz coşkusu vardır, Sezai de neticede bir Abhazdır, o damarı bilir ve harekete geçirir.

Abhazya’ya yönelik tehditler giderek arttığında diaspora ile yüz yüze kucaklaşmak elzem olur, Sezai, 24 Temmuz 1992’de başlayan geziyi organize eder, “kavuşma” muhteşem olur, bunun sonuçları savaş sırasında da, sonrasında da görülür ve halen devam etmektedir. 14 Ağustos 1992’de beklenen saldırı gerçekleştiğinde henüz Türkiye’de bulunmakta olan Sezai, önce Türkiye’deki dayanışma faaliyetlerinin organizasyonunda yer alır, 10 Ekim’de ise, Abhazya’ya geçerek haklı mücadelenin sesini tüm dünyada duyurmaya çalışır. Abhazya’nın direnişi 410 gün sonra, 30 Eylül 1993’de zafer ile sonuçlanır.

Sezai en haklısından bile olsa “iktidar” insanı değildir, Abhazya’da yeni bir hayat kurulurken beş yıl süren yoğun ve yıpratıcı bir çalışma temposuyla katkılarını sürdürür, ancak Ocak 1996’da Abhazya’dan ayrılır, gazeteciliğe devam kararıyla Türkiye’deki bir televizyon kanalının temsilcisi olarak Moskova’ya geçer, orada da çok kalmaz, hiçbir yere tam yerleşemeyen “özgür ruhu” onu 1999’da çok sevdiği bir diğer yere, yeniden İstanbul’a taşır.

Sezai yaşamı boyunca baskı ve zulmün olmadığı, herkesin eşit ve kardeşçe yaşadığı bir dünya özledi, bu dünyayı kurmak için çalıştı. Bir Abhaz duasının söylediği gibi kendi halkını da unutmadı, baskı ve zulmün olmadığı bir dünyada Çerkes halkları- nın da özgür ve mutlu yaşama umudu için mücadele etti. Sezai gerçek bir entelektüeldi, ikbal peşinde hiç olmadı, kendisini en yakın hissedeceği anavatandaki siyasal iktidarlarla bile hep mesafeliydi, ama gerek anavatana gerekse gençliğinden beri içinde olduğu Kafkas halklarının demokratik mücadelesini yürüten sivil toplum örgütlerine bir yandan düşünsel katkısını sürdürürken, diğer yandan sahada olmaya devam etti, yakın dostlarıyla pek çok demokratik girişime öncülük etti.

Düşünsel platformlarda her söz aldığında, görülmeyeni görmeyi, söylenmeyeni söylemeyi ve herkesi bir başka türlü düşündürtmeyi becerirdi, sözü dinleyenler için hep kıymetliydi. İkna ediciydi, yol göstericiydi, yaratıcıydı, düşünceleri ve geleceğe ilişkin umutları ile her zaman öncü ve yol gösterici oldu. Kafkas derneklerinde aktif olarak görev aldı ama, içine kapanmayı değil, Türkiye’deki demokratik hareketlerle işbirliği içinde olmayı savundu. Çerkesler ile, demokrasi ve eşit haklar mücadelesi veren diğer yapılanmalar arasında köprüler kuranlardan birisi oldu. Abhazya’nın Dostları ve Demokratik Çerkes Platfor­ mu’nun kurucuları arasında yer aldı, güç birliğinin gerekliliği konusunda esinlendirici ve yönlendirici oldu.

2000’li yıllardan başlayarak CircassianCenter ve KAFFED Köşe Bucak Yazıları gibi platformlarda çok sayıda yazısı, çeşitli basın organlarına röportajları yayımlandı. Sezai’nin yazılarının ortak özelliği, her zaman geleceğe ilişkin umut dolu olması, yarınlar için özgürlükçü, adil, insancıl ve somut politikalar peşinde olmasıydı. 21 Mayıs’ın kamusal alanda anılması, Abhazya’nın Bağımsızlığı ve Kafkasya’nın Geleceği konferansı, Abhaz Kültür Günleri, Ayaayra Kutlamaları onun önerileriyle gerçekleşti. 500 Cesur Yürek Aranıyor’dakiler gibi bu kitapta da yer alan projeleri hayata geçirilmeyi bekliyor.

Nihayet, Pandeminin başlarıydı, mevcut siyasal iktidarın bir başka ve bizleri liyakatsiz ellere bırakan yetersizliğiyle yeni bir karanlık tünele girmiştik ki, 6 yol arkadaşı olarak şimdi “kendimiz üzerine bir kez daha düşünmenin zamanı” diye bir kitap çalışmasının etrafında buluvermek hepimize iyi geldi. Saatler süren çevrimiçi toplantılar yapmaya, sorunlarımızı hangi ucundan tutalım diye karar vermeye çalıştığımızda Sezai, geçmişi unutmadan geleceğe bakacağımız bir çalışma yapmamız konusunda bizleri ikna etti. Dipnot yayınlarından 2021 ve 2022’de çıkan iki kitabımızın adı ve içeriğinin biçimlenmesinde çok emeği oldu, kitabın son sözlerinden birisini o söylecekti, yazısının başlığını “Kuzey Kafkas Halklarının Gelecek Arayışı” koymuştu ama yazmaya hiç girişmedi. Çerkeslerde kişisel yakınmalar hiç hoş karşılanmaz, hep içerde tutulur, biz de o uzun çevrimiçi sohbetlerde onun sağlığından yakınmasını hiç işitmedik, ama giderek isteksizleştiğini hissettik. Keşke daha çoğunu hissedebilseydik. Bizi yine düşündürecek, umut verecek bir diğer yazısının niye hiç tamamlanamadığını anlayabilseydik. Onu ikinci kitabımızın baskısını göremeden yitirdik.

“Biz bir yol (arka)daşımızı, Diaspora Çerkesleri yeri doldurulamayacak demokrat bir aydını ve aktivisti, Abhazya bir can evladını yitirdi. Sanki bir değil, bin eksildik”. Bir şiirinin son dizele- rinde “uzaklara çok uzaklara gideceğim, az sonra dönecekmiş gibi” diyordu, öyle de yaptı, biz o “az sonra dönecekmiş gibi” yaşamaya devam edeceğiz. Papba Sezai Babakuş katkıları, hayalleri ve umutları, cesur yürekler bekleyen projeleriyle sadece bizim değil, anavatanlardaki ve Türkiye’deki dostlarının tam yanında, yüreğinde olacak.

Sevda Alankuş-Erol Taymaz


GÜLÜŞÜM, BAKIŞIM, UMUDUM SİZE
Papba Sezai Babakuş
Basım: Kafdav Yayınları
Ankara, 1 Nisan 2023
ISBN: 978-975-2403-26-0

Kitabı Kafdav Yayınlarından temin edebilirsiniz. Siparişleriniz için tıklayınız.